Emin ALTAN

narcissus
BİR ZAMANLAR

“… Fotoğraf özünde toplumsal bir ayin, korkuya karşı bir güç ve savunma aracıdır… Fotoğraflar bir yandan insanlara gerçekdışı bir geçmişin hayali sahipliğini verirken, diğer yandan da insanların içinde güvensiz oldukları boşluğa sahip olmalarına yardım eder… Fotoğraf çekmek, dünyayla kurulan ve tüm olayların anlamını aynı düzeye getiren kronik röntgenci bir ilişki getirmiştir… Fotoğraf çekmek esas olarak bir müdehale etmeme edimidir… Bir fotoğraf çekmek demek ….. ilginç ve fotoğrafını çekmeye değer kılan her şeyle suç ortaklığı içinde olmak demektir… Fotoğraf, eğer fotoğraf makinasının kaydettiği gibi kabul edersek dünyayı tanıyabileceğimizi ima eder. Oysa bu, dünyayı göründüğü gibi kabul etmeyerek işe başlayan anlayışın tam tersidir. Anlamanın tüm olabilirliği hayır diyebilmekten kaynaklanır. Kesin konuşmak gerekirse kimse bir fotoğraftan bir şey anlayamaz… Endüstrileşmiş toplumlar vatandaşlarını görüntü bağımlılarına çevirirler; zihinsel kirlenmenin en karşı konulmaz biçimidir bu… Eskiden gerçekliğe karşı duyulan hoşnutsuzluk, kendini bir başka dünyayı çok istemek biçiminde ortaya koyardı. Modern toplumdaysa gerçekliğe karşı duyulan hoşnutsuzluk, kendini var gücüyle hiç akıldan çıkmamacasına bu dünyayı kopyalamayı istemekle ortaya koyuyor. Sanki gerçek, ancak ve ancak bir nesne biçiminde – fotoğrafın saptamasıyla – bakılırsa, gerçekten gerçek, yani gerçeküstü olacaktır… Şiirin somutluğa ve şiir dilinin özerkliğine olan vaadi, fotoğrafın saf görmeye olan vaadine paraleldir. Her ikisi de kesinti, açıkça söylenmemiş biçimler ve telafi edici olan bir birlik ima ederler: nesneleri kendi bağlamlarından saptırmak, onları öznelliğin zorbaca ve çoğunlukla keyfi isteklerine uygun biçimde ve bazı parçaları çıkararak biraraya getirmek… Kapitalist bir toplum görüntüler üzerine kurulu bir kültürü şart koşar… Görüntülerin üretilmesi aynı zamanda bir yönetme ideolojisi sunar. Görüntülerdeki bir değişim, toplumsal değişimin yerini alır. Çok çeşitli görüntüleri ve malları tüketme özgürlüğü, özgürlüğün kendisiyle eşitlenir. Özgür siyasal seçimin özgür ekonomik tüketime indirilmesi, görüntülerin sınırsızca üretilmesini ve tüketilmesini şart koşar… Fotoğraf adına hangi ahlakçı iddialar yapılırsa yapılsın, onun başta gelen etkisi dünyayı içinde her konunun bir tüketim nesnesine indirildiği ve bir estetik beğeni parçasına yükseltildiği büyük bir mağazaya, duvarsız bir müzeye çevirmektedir…”

Susan Sontag – On Photography - Fotoğraf Üzerine (1977, New York) – Altıkırkbeş Yayınları İstanbul, 1993 – Çev. Reha Akçakaya

“… Yabancılaşmış 1 emek,  doğayı, 2 kendi kendini, kendi öz etkin işlevini, kendi dirimsel etkinliğini insana yabancılaştırırken, türü de yabancılaştırır ona: Türsel yaşamı, onun için bireysel yaşam aracı durumuna getirir. İlkin türsel yaşam ile bireysel yaşamı yabancılaştırır, ve ikinci olarak da soyutlamaya indirgenmiş bulunan bireysel yaşamı, gene soyut ve yabancılaşmış biçimi altında bulunan türsel yaşamın ereği durumuna getirir… Çünkü ilkin emek, dirimsel etkinlik, üretken yaşam, bunlar insana ancak bir gereksinmenin, fizik varlığı koruma gereksinmesinin bir karşılama aracı olarak görünürler. Ama üretken yaşam, türsel yaşamdır. Yaşamı doğuran yaşam. Dirimsel etkinlik biçimi, bir türün tüm özlüğünü, türsel özlüğünü kapsar, ve özgür, bilinçli etkinlik, insanın türsel özlüğüdür. Yaşamın kendisi bile ancak geçim aracı olarak görünür… Öyleyse yabancılaşmış emek şu sonuçlara yol açar; 3 İnsanın türsel varlığı, doğa kadar onun türsel entelektüel yetileri de, ona yabancı bir varlık durumuna, onun bireysel varoluş aracı durumuna dönüşürler. O, onun dışındaki doğayı olduğu gibi, onun tinsel özünü, insanal özünü olduğu gibi, kendi öz bedenini de insana yabancılaştırır. 4 İnsanın kendi emek ürününe, kendi dirimsel etkinliğine, kendi türsel varlığına yabancılaşmasının dolaysız bir sonucu da şudur: İnsan insana yabancılaşmıştır. İnsan kendi kendisinin karşısında iken, onun karşısında olan ötekidir…”

Karl Marx – 1844 Economic and Philosophical Manuscripts - Elyazmaları - Sol Yayınları Ankara, 1976 – Çev. Kenan Somer.
2013 © Emin Altan - All Rights Reserved
design by Tunç Aksoy