Emin ALTAN

narcissus
BİR ZAMANLAR

PROJE TANITIMI
Kabeyi andıran yapının dış duvarları tükenişi simgeleyen fotoğraflarla kaplıdır. Çevresinde gezinen izleyici anlam veremediği bir monitörün yanından yapının içine uzanan loş bir koridora davet edilmiş gibidir. Çok zaman bilincinde olamadığımız ama yaşamımıza yön veren kavramlar kuşatır bu karanlık labirenti. Aral Gölü’nün çölleşen kıyılarında terk edilmiş gemilerin sıradan fotoğraflarına birer sanat eseri değeri atfedildiği anlaşılır gösterişli çerçevelerinden. Koridorun sonundaki duvar üzerinde yer alan Susan Sontag’ın tezleri ise fotoğraf üzerine genel kabul görmüş değerleri sarsar niteliktedir. Bu görüntüler dünyası içinde yer alan labirent, sonunda geniş bir odaya açılır. Tüketilmiş-terk edilmiş bir doğa parçasının fotoğrafı bir duvarı boydan boya kaplamaktadır. Zemin, insanın türüne yabancılaşması sürecini açıklayan “1844 Elyazmaları”ndan bir alıntıyla kaplanmıştır. Marx ayaklar altındadır! İzleyici karanlık duvarlar arasında dar bir aralıktan bir odaya yönelir. Tavanda bir spot, içinde kırmızı bir balık bulunan kavanozu aydınlatmaktadır. Maroken bir koltuk odada bulunan diğer tek eşyadır. Derinlerden gelen bir melodi (Philip Glass – “The Thin Blue Line” – Hypnotic Time) duyulmaktadır. Duvarda, doğanın kucağına terk edilmiş hurda bir otomobil fotoğrafı ve çalıların arasında güçlükle seçilen bir güvenlik kamerası vardır. Akvaryumun önündeki plakette ise bu balığın 13 Eylül 2013 tarihinden itibaren beslenmediği ve ölüme terk edildiği yazılıdır. İzleyicinin nasıl tepki vereceği merak konusudur. Bu odanın başka bir çıkışı yoktur. Güvenlik kamerası sanılan, aslında girişteki monitöre kapalı devre yayın yapmaktadır.

SUNUM
Güvenlikli modern sitelerimizden eğlenceli alışveriş mekanlarına hızla yol alırken görmeyiz bu manzaraları.
Algı seçicidir.

“O”na bir değer atfedilir ki fotoğrafı çekilir.
Paylaşan da beğenen de yeniden üretmektedir bu görüntüler üzerine kurulmuş dünyayı. Ve her biri, ötekidir bir diğeri için.

Var oluşun bedeli vardır, ödenir.
İstem dışı dalgalar savurur bireyi, roller değişir; Ödeten, ödeyen olur bir başka evrede.

Hayranlık uyandırır mucizelerimiz ama üreten de tüketen de yabancılaşmıştır üretilene aslında.

Sınırlar silikleşir.

Birilerinin bir şeyleri değiştirmesine ihtiyaç duyduğumuzda da gözümüz ötekini arar.

Oysa bir hayal ürünüdür öteki.
Yaşam, tüm yalınlığı ile bizi beklemektedir.
2013 © Emin Altan - All Rights Reserved
design by Tunç Aksoy